Bu Blogda Ara

22 Eylül 2011 Perşembe

HENRI MATISSE’NİN İKAROS TABLOSUNUN HİKAYESİ

HENRI MATISSE’NİN İKAROS TABLOSUNUN ( E. TERIADE TARAFINDAN YAYINLANAN, ÖRNEKLENDİRİLMİŞ “JAZZ” KİTABINDAN) HİKAYESİ

Henri Matisse, örneklerle dolu, Jazz (Caz) kitabı için, derlemelerini tamamladığında, asistanlarına, “…bana beyaz bir baston gönderin,”, diye uyardı. Sanatçı, güney Fransa’nın, parlak Akdeniz ışığı altındaki yoğun renkten, neredeyse, kör oluyordu. Parıltıdan korunmak amacıyla, abartılmış renklerden ve yoğun siyahlardan yararlanıyordu. Kendisini güçsüzleştiren hastalıktan kurtulmak için, yeni bir araç keşfetti: “makasla çizmek”. Önceden boyanmış kağıttan, şekiller keserek, bir şeklin dış hatlarını ve iç alanını, eş zamanlı olarak, oluşturuyordu ve onu yerleştirirken, “çizim ve renk arasındaki ölümsüz uyumsuzluğu” ortadan kaldırıyordu. Bu kesilmiş şekiller – bunlara, kendisini, tekerlekli sandalyeye mahkum eden hastalığından (bağırsak kanseri) kurtarmak için başlamıştır- , sanatçının hayatının son evrelerinde, başka bir yaratıcılığının zirvesine ulaşmasını sağladı.



Matisse, 20 yaşında apandisiti iyileşirken, resim yapmaya başladı. Bir yıl içerisinde, hukuk isteğini terk edecek ve halen, Van Gogh’un, Gauguin’in ve Cezanne’ın renk yeniliklerinin yankılandığı bir dönemde, sanat öğrenmek için, Paris’e gidecek kadar, yaratıcılığını gösterme zevkine, kendisini kaptırmıştı. Simgeci ressam Gustave Moreau tarafından, akademik geleneğe göre yetiştirilen Matisse, büyüklüğünün başlangıç noktası olarak, insan figürüne olan sevgisinden ve sanat tarihindeki sağlam yerinden yararlandı. Fauve hareketinin lideri oldu ve köklü ve hatta göz alıcı renkler kullanmasıyla tanındı. Japon basma resimlerini, İran seramiklerini, Arap tasarımlarını çalışarak, sanatsal kapsamını genişletti ve İspanya’da ve Fas’ta, ilham kaynağı aradı. Ressam ve heykeltıraş olarak, uzun süren kariyeri, dinmeyen çalışmalarla doluydu ve yenilikçi biçimde, kağıtları, makasla kesmesinin yanında, sanatsal çabalarını; goblen, seramik, vitray ve duvar resimlerine genişletmişti. Pablo Picasso’nun yanında, 20. yüzyıl sanatının temel direğini oluşturdu.

Jazz’da, inceden inceye işlenerek, kompozisyonda, tomar haline getirilip birbirine serpiştirilmiş olan, Matisse’nin makasla kestiği biçimler, rastgele konular üzerinde düşünülerek, birbirine karıştırılmaktadır. Bu senkoplu tasarımda (muhtemelen, sanatçının, “ahenk ve anlam” olarak tanımlamış olduğu, caz müziğinin görsel karşılığıdır), figürler, biçimin saflaştırılması için, akıl süzgecinden geçirilmiş, renksel ve ahenksel doğaçlamalardır. Aslında, renklerle resim yapma tekniği ile doğaçlama müzik yapmak arasındaki ilgiyi fark etmesi, ona, kitaptaki portföyüne "Jazz" adını vermesine neden oldu. Kapsamlarının, bilinçli olarak azaltılmasına rağmen, renkleri, coşkun ve kışkırtıcıdır ve uyumlu kompozisyonlar, hemen hemen tamamen, hissedilir ışıkla doludur.

“Bir Ressamın Notları”nda, Matisse, sanatçı olarak amacının, nesnelerin dış görünümlerinin altındaki temel özelliğini, dengeyle ve saflıkla, ortaya çıkarmak ve kaydetmek olduğunu yansıtmıştır. “Emerging Infectious Diseases”in (Artan Bulaşıcı Hastalıklar) bu kapağındaki İkaros (Icarus), Jazz’daki en tanınmış figürlerden biridir. Makasla çizilmiş biçimler, Daidalos’un oğlunun simgesel yolculuğunu yorumlamaktadır ve yıldızların ya da ağır silah ateşlerinin ortasındaki gök mavisi renkteki gökyüzünden, mitolojik maceraperestin düşüşünü (muhtemelen, sanatçının, II. Dünya Savaşı’nın kötü sonuçlarından kapıldığı dehşeti yansıtmaktadır) tasvir etmektedir. Çevresindeki tüm yıldız yağmurlarıyla birlikte, masmavi bir alan içerisinden düşmesi, ayrıca, Nazi silah bombardımanı arasında, direnişçilerin göklerdeki cesaret dolu ilerleme girişimlerinin görsel mecazı olarak okunabilir. Makasla kesilmiş çizimlerin saf biçimi ve elbiseden ziyade, biçimi oluşturan renk, insan incelemesinin esasını yakalamaktadır.

"Emerging Infectious Diseases" dergisinin, Mayıs 2003 sayısının kapağı: E. Tériade'nin 1947'de yayınladığı, örneklendirilmiş kitabı "Jazz"dan alınmış, Henri Matisse'nin "İkaros" tablosu.


İkaros’un dışarıya doğru gerilmiş kolları, uçmasını sağlıyordu; ateşli kalbi, arzularının canlı siyahında gizleniyordu ve neşe anında, adamın ölüm sertliğini ispatlayan, güneşin parlak yığınlarıydı. Sonuna doğru, öforik (kendini aşırı derecede zinde hissetme hali) an, sıkıntılı hale gelmektedir. Kafası, güneşin parlaklığından uzaklaşarak, aşağıdaki yaya görünümüne doğru eğilmektedir. Kayıp giden figürü, göksel dansını bitirmektedir ve yüceltilmiş baş dönmesi ile doludur, düşüşün kesinliğiyle yüklüdür.

Çağımız, İkarus’la ilgili ve ışığa yönelen araştırmaları, uzay keşfine dönüştürmüştür. Halen, dünyayın ve ötesinin dolaşılması ile yüklü keşif anını özlediğimiz için, güneşi ve yer çekimi kuvvetlerine meydan okuyarak, dünyanın çevresinde dönüyoruz. Yine de, ne yer çekimini ne de ulaştığımız yerlerdeki sıradan tehlikeleri yenmiş durumdayız. Daidalos’un kaba üretimleri gibi, kanatlarımız, halen, ısıda eriyor ve seyahat esnasında, biyolojik tehlikelere, yabancıl mikroplara av oluyoruz. İster yeni ortaya çıkan virüsler (şiddetli akut solunum sendromu etmeni gibi) , isterse yaygın bağırsak bakterileri (Aeromonas türleri dahil) olsun, yolcuların en zorlu belaları olabilirler ve bu tehlikeler, yolculuğu yavaşlatırlar ve insan keşfinin büyüklüğünü sınırlarlar. 

Kaynaklar: 
  1. http://wwwnc.cdc.gov/eid/article/9/5/ac-0905_article.htm
  2. http://www.gregkucera.com/matisse.htm
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme